Skip to main content
 

Bizim de önceliklerimiz var

07.10.2010 Perşembe 10:28 (Güncellendi: )

Kılıçdaroğlu, türbanlı öğrenciye çözümü anlattı...

Bizim de önceliklerimiz var

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bir televizyon programına katılmak üzere geldiği Eskişehir'de üniversite gençlerinin sorularını cevapladı. Türban sorununu çözmek için Başbakan'ı oturup karşılıklı konuşmaya davet eden Kılıçdaroğlu'nun Yılmaz Büyükerşen'le yakınlığı da dikkat çekti.







CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bir televizyon programına katılmak üzere geldiği Eskişehir'e 15 kilometre kala kendisini karşılayan Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen ile makam otomobilinde bir süre sohbet etti.

Eskişehir Osmangazi Üniversitesinde (ESOGÜ) Kanal D'den canlı yayımlanan “Abbas Güçlü ile Genç Bakış” adlı programa katılmak üzere Ankara'dan kara yoluyla kente gelen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu, Eskişehir'e 15 kilometre kala Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen karşıladı.

Kılıçdaroğlu, makam otomobilinde Büyükerşen ile sohbet etti. Büyükerşen, Kılıçdaroğlu'nun konaklayacağı Anemon Otel'e 100 metre kala araçtan inip kendi makam otomobiline binerek ayrıldı.

“HER AYDINI, HER YURTSEVERİ CHP BAYRAĞI ALTINA BEKLİYORUZ”

Kılıçdaroğlu, “Büyükerşen'in CHP'ye katılıp katılmama konusunda bir şey söyleyip söylemediğinin” sorulması üzerine de “Sadece sohbet ettik. Bana Eskişehir'i anlattı. Eskişehir'deki hizmetlerinden bahsetti. Karşılaştığı sorunlar var. Bana onları anlattı. Ben de dinledim. O benim hocam. Hocamı dinledim” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, “Büyükerşen'e, CHP'ye katılma teklifinizi yinelediniz mi” sorusunu “Biz herkesi CHP'ye bekliyoruz. Her aydını, her yurtseveri CHP bayrağı altına bekliyoruz. Gelsinler beraber ülkemize hizmet edelim. Büyükerşen ile güzel bir sohbet oldu” diyerek cevapladı.

Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin Büyükerşen'in Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olması durumunda CHP'nin destek verip vermeyeceğinin sorulması üzerine “Yılmaz Büyükerşen her türlü makama layık biridir” dedi.

“OY KULLANAMAMAM HÜKÜMETİN AYIBI”
Kılıçdaroğlu, Eskişehir Osmangazi Üniversitesinde (ESOGÜ) düzenlenen televizyondan canlı olarak yayımlanan “Abbas Güçlü ile Genç Bakış” adlı programda öğrencilerin ve programı yöneten Abbas Güçlü'nün sorularını yanıtladı.

Güçlü'nün “Neden referandumda oy kullanamadınız?” sorusunu yanıtlayan Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olduğu seçimler sırasında kaydını Ankara'dan İstanbul'a aldırdığını, seçimlerin ardından da Ankara'ya döndüğünü kaydetti.
Referandumdan önce İstanbul'da belediye seçimleri süresince konakladığı eve polislerin görevlendirilerek gönderildiğini, bunun sadece kendisine özel olarak gerçekleştirildiğini savunan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Orada oturmadığıma dair tutanak tutuluyor. Referandum süresince yurdu gezdim ve oy kullanamama konusu hiç aklıma gelmedi. Çünkü 'milletvekilleri istedikleri sandıkta oy kullanır' diye bir yasa var. Ancak benim kütüğüm tamamen kaldırılmış. Yani ben görünmüyorum hiçbir yerde. Bu gelişmelerden de haberim yok. Yapılan bu işler ne kadar yanlış. Demokrasinin geldiği nokta bu. Karşıma iktidarın kullanabileceği bir şey çıkıyor. İktidar sırf bu iş için kamu görevlisini görevlendiriyor. Benim dışımda hangi vatandaşın evine polis gönderildi? Bu benim karşıma, çalışmalarımın en yoğun olduğu dönemde çıktı. Bunun benim açımdan ne kadar rahatsız edici olduğunu tahmin edebiliyorsunuzdur. Utanması gereken ben değil iktidardır. Bu, demokrasi utancıdır. Referandum süresince böyle bir oyunun oynanacağı kimsenin aklına gelmedi açıkçası.”

“BAŞÖRTÜSÜ SORUNU İÇİN OTURUP KONUŞALIM”
Başörtülü bir öğrencinin, “Baş örtüsü sorunu var ve hala çözülemiyor. Size 'nasıl çözebilirsiniz' diye soru yöneltiliyor. Siz hala hiçbir çözüm getiremediniz. Siz hiçbir şey yapmıyorsunuz. Ben başörtümü şu kapıdan girerken çıkarmak zorunda kalıyorum. Sorunu nasıl çözeceğinizi ne zaman açıklayacaksınız? Gerçekten samimiyseniz burada ne yapacağınızı açıklayın” diye konuşması üzerine Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Başörtüsü, türban, ne derseniz deyin adına, sorun var. Biz bu sorunu çözeceğiz. Bu sorunu çözmenin yolu iktidarıyla muhalefetiyle bir masaya oturmaktan geçiyor. Sayın Başbakan'a çağrı yaptık. Niye 2011'e erteliyor anayasa değişikliklerini? Gelsin oturalım konuşalım. Kendisine söyledim, 'hayır' diyor, 'sadece onu getirelim' diyor. Bizim de önceliğimiz var. Sayın Başbakan'ın önceliği var da bizim yok mu?

Ben size şu soruyu sormak isterim, siz Mecliste ihaleye fesat karıştıran vekil ister misiniz? Siz Mecliste naylon fatura düzenleyen vekil ister minisiz? Ben istemiyorum. O zaman oturalım, varsa sorunlar çözelim. Akil adamız, aklı başında insanız. Sorun varsa oturalım çözelim. Ama Sayın Başbakan bunları çözmekten yana değil. Onun kafasında bir şey var. 'Bunu çözelim benim kafamda başka sorun yok' diyor. Ama benim kafamda bir sorun var. Olay sadece baş örtüsü sorunu değil. Peki başı açıkların sorunu yok mu? Onların da sorunu var. Sorunu çözeceğiz. Ama oturup bir masanın etrafında sağlıklı tartışacağız, adam gibi konuşacağız. Ama eğer yok 'sadece benim penceremden bak, sadece benim sorunumu çöz, başka diğer sorunlar bizi ilgilendirmiyor' derseniz bu olmaz. O zaman siz kendinizi onlara teslim etmiş olursunuz. Biz niye gidip kendimizi birilerine teslim edeceğiz? Ama siz oy verin CHP iktidar olsun, sizin sorununuzu nasıl çözeceğiz göreceksiniz. Biz çözeriz. Hiç kimsenin şüphesi olmasın.”


“GENEL AF’TAN KASTIM…”

Kılıçdaroğlu, bir öğrencinin referandum mitingleri sırasında genel affa ilişkin söylediği sözlere açıklık getirmesini istemesi üzerine, şunları söyledi:
“Bir genel af söyledim, ama nasıl? Siyasete girerken her zaman doğruları söyleyeceğime söz verdim. 'Terör bitecek mi' diye soruldu? 'Evet' dedik. İktidara geldiğimizde çözeceğiz. Elbette bir sorun muhalefette çözülmez, iktidarda çözülür. Biz engel değiliz. Şunu söyledim, 'Eğer bir toplumsal uzlaşma sağlanır, terör örgütü silah bırakır, bir toplumsal uzlaşma olarak bir af gündeme gelirse bunu yapabiliriz' dedim. Devletin temel işlevi barışı sağlamaktır. Silahın olduğu yerde insanlar bir araya gelmez. Bir yerde barış olacaksa terör örgütü silah bırakacaksa koşulsuz teslim olacaklarsa toplumsal barış ve uzlaşma sağlanacaksa biz de buna destek oluruz. Biz durup dururken genel affı ağzımıza almadık. Bunu da her yerde söyledim.”

“ÖZGÜRLÜĞÜN OLDUĞU YERDE KISITLAMALAR OLMAMALI”

Kılıçdaroğlu, YÖK tarafından üniversitelerde sivil polislerin görevlendirilmek istendiğini söyleyen bir öğrenciye karşılık, “YÖK Başkanı'nın yaptığı vahim bir açıklama var, 'üniversitelere sivil polis getireceğim' demiş. Hangi akılla bunu söylüyor. Özgürlüğün olduğu yerde kısıtlamalar olmamalı. Birbirimize sevgi ve saygı içinde düşüncelerimizi söyleyeceğiz. Sivil polisleri üniversiteye sokarlarsa çatışma ortamı doğar. İnsanlar 'telefonla konuşurken dinleniyorum' diye tedirgin olurken şimdi yan yana da mı gelmeyecekler. Üniversiteler insanların düşüncelerini özgürce söyledikleri yerlerdir. Üniversitelerde bu ortamı yaratmak doğru olmaz” dedi.

Benzer İçerikler