X
X

Türk kadınları maske takıyor!

21.04.2011 Thursday 10:35 (Güncellendi: 08.11.2016 - 16:15)

Fırat Çelik, kadınlar ve özel hayatıyla ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı...

‘Fatmagül’ün Suçu Ne’ dizisinin Mustafa’sı olarak ekrana damgasını vuran Fırat Çelik, kadınlar ve özel hayatıyla ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı...

1981’de Stuttgart’ta, Almanya’da doğdum. Sekiz yaşımdayken de Paris’e taşındık. Okula Paris’te gittim, orada büyüdüm. Babam inşaat işindeydi, annem ev hanımıydı, bize bakıyordu; Dört kardeşiz, iki ablam, bir tane kız kardeşim var. Bu kadar kadının arasında, kadınları çok daha iyi anlıyorsun. Liseden sonra çalışmaya başladım. Bir gün bir yönetmenle tanıştım tesadüfen: Thierry Harcourt. Bir buçuk sene boyunca onunla çalıştım. Oyunculuktan zevk almam da bundan sonrasına rastlar.

Tiyatroda, ardından birkaç oyunda ve bir televizyon dizisinde rol aldım. ‘Welcome’ adlı sinema filminde oynadım.. Üç gün için İstanbul’a geldim. “Burada mutlaka çalışman gerekiyor, iş imkanları var’ dediler. Ben de “güzel bir macera olur dedim.”

Olmazsa Paris’e geri dönerim

Macerayı severim aynı şeyleri yapmaktan sıkılıyorum. Yıllarca Paris’te yaşadım ve hiç Türkiye’ye gelmedim. Ama çok enteresan, geldikten sonra çok şey öğrendim burada. Bir kere sistem olarak çok farklı.. Her yaşadığım bir deneyim benim için. Olmadı mı, Paris’e dönerim. Hiçbir kaygım yok.

Bazen korkuyorum

Paris küçük bir şehir aslında, her şey kontrol altındaydı. İstanbul çok büyük, hiçbir şey kontrol altında değil. Bazen korkuyorum, nereye geldim diyorum. Aynı zamanda İstanbul çok güzel bir şehir, güzel şeyler görüyorum, güzel insanlar tanıyorum. Ama Paris’i çok özlediğim günler oluyor.

Aşkın başı arkadaşlıktır

Doğru insanı bulmak kolay değil. Aslında aşkın başlangıcı arkadaşlıktır, bir insanla iyi anlaşıyorsan, sinemaya gitmeyi seviyorsan, konserlere gidebiliyorsan ve o insanla kendini rahat hissediyorsan, bence bu aşkın başlangıcıdır. Türk kadınları çok tatlılar, ama maske takmak zorunda kalıyorlar. Baskı içinde yaşamak kadar saçma bir olay yok.

Cinsel eğitim çok önemli

Okullarda cinsel eğitim verilmesi çok önemli. Avrupa’daki okullarda çocuklar 12 yaşında, kadının ve erkeğin anatomisini, cinselliği öğrenir. Hem kendini hem de karşı cinsi anlar. 18’ine gelince kadınlara bakışı daha sağlıklı olur. Kadınla konuşabileceğini, çalışabileceğini, hoş vakit geçirebileceğini, onun da bir birey olduğunu daha rahat anlar.

Türk erkeği olamam

Hiçbir zaman bir Türk erkeği olamam sanırım; ancak ekranda başarabiliyorum. Ekran dışında Parisli olmayı tercih ediyorum. Mesela kız arkadaşım mini etek giyerse, arkadaşlarıyla gece dışarı çıkarsa hiç karışmam. Onun özgürlüğü ve aklı yok mu? Ben aşık da olsam, bilirim ki o bana ait değil, ben de ona ait değilim. İkimiz bir ilişki yaşıyoruz diye bakarım. Bir kadın, her şeyi değiştirebilir ve bir erkeği ancak bir kadın dengeleyebilir.