X
X

İdamın öteki yüzü

31.01.2011 Pazartesi 12:50 (Güncellendi: 08.11.2016 - 16:15)

Hanımın Çiftliği'nde gözyaşı sel oldu...

GÜLTEN SARI MERT
Kanal D İnternet

"İdam ceza değil;intikamdır"... Yasin Ağa bu sözleri ile dizinin Cuma günkü bölümünü özetler gibiydi. Hanımın Çiftliği Muzaffer'in ölümünden bu yana böylesine derin bir  acı görmemişti. Muzaffer'i öldüren Hamza'nın cezası için karar günü gelip çatmıştı. Ölümün soğuk gölgesi bu kez başka haneleri yakacaktı...

Cemşir'i canlandıran Mehmet Çevik, ömrünü tiyatroya adamış usta bir isim olarak bir anda bizi alıp 1950'lere götürdü. İdamın olağan sayıldığı kısasa kısas yıllarımıza geri döndük. Evladını kaybetmek üzere olan bir babanın acısını öyle etkili verdi ki bir an kendimizi Cemşir'in yerine koyduk. İdamın öteki yüzüyle karşılaştık.

Ortada büyük bir suç söz konusu. Muzaffer öldürüldü. Bir insanın yaşama hakkı başka bir insan tarafından alındı. Güllü kocasız kaldı. Muzaffer Ali, babasız.. Olayın iki farklı yüzü var. Ölenin yakınları ile öldürenin yakınları.. Ölenin yakınlarının acısını öldürenin yakınları da yaşayacaktı..

Güllü'nün tuttuğu avukat, her şeyin usulune uygun yapıldığını o nedenle de Hamza'nın cezasının müebbete çevirilebilmesi için tek şansın  Muzaffer'le aynı kanı taşıyan yakınlarının Ankara'ya Hamza'yı affettiklerini yazan bir yazı göndermelerinin olabileceğini söyledi.  Bunu duyan Cemşir'in bitmek üzere olan ümitleri yeniden canlandı. Gözü yaşlı adam, oğlunun yaşaması için gururunu bir yana bırakıp Halide ve Zaloğlu'nun ayağına gidip yalvardı. Muzaffer'in yakınları Cemşir'in haline acıyıp af mektubunu yazabilecek miydi? O kadar kolay mıydı? 

Halide'nin öfkesi ve intikam duyguları ağır bastı. Ağabeyinin katilinin en yüksek şekilde cezalandırılmasını istediğini söyledi. Yufka yürekli Zaloğlu ilk başta yardım etmek istemedi. Neticede o da dayısını toprağa gömmüştü. Bunu dayısına yapılacak bir ihanet olarak gördü. Hatta öyle bir söz etti ki "Sen şimdi dayımın kemiklerini  sızlatmak mı istiyorsun benden?" dedi. Cemşir'in gözüyaşlı, çaresiz halini görünce içi rahat etmedi. Vicdanı iki arada bir derede sıkışıp kaldı.. Zaloğlu'nun sıkıntısını Pakize de hissetti. Zaloğlu Cemşir'in isteğini ona da anlattı.  Pakize, "İleride çocuğumuz olursa o da gidip başka birine bir fenalık yaparsa sen de babası olarak çocuğunun affedilmesi için başkalarına yalvarmaz mısın?" dedi. Zaloğlu kendini Cemşir'in yerine koydu. Bu iyiliği Hamza için değil, Cemşir için yapmaya karar verdi. Mektubu yazıp, Cemşir'e  götürdü. Cemşir, Zaloğlu'nun bu davranışı karşısında o kadar duygulandı ki onu ikinci oğlu olarak gördüğünü söyledi..

Fakat Cemşir'in bu son çabaları fayda etmedi. Karar çoktan çıkmıştı. Hamza'nın onaylanan idam fermanı onu dünyaya getiren ve büyüten anne babasının  bu dünyada yaşayabileceği en büyük acılardan biri oldu. İşte yüreklere dokunan bu acı idamın öteki yüzünü hatırlattı.  Ölüm herkes için kabulü çok zor bir gerçek. Kabulsüzlüğü, Zehra'nın Hamza'ya ördüğü o son hırkada derinden hissettik. O hırka bir annenin oğlunun yaşadığını gösteren bir kanıtı olması içindi. Zehra, oğlunun yaşayacağını, o hırkayı tüm kış boyunca üzerinde taşıyacağını kendine inandırmak istiyordu. Hani en yakınımızın bir anda öldüğünü öğrendiğimizde içine girdiğimiz şokla hayır o ölemez deriz, inanmak istemeyiz, inanamayız ya bir türlü, işte Zehra da bu acı sona inanmak istemedi. Ölüm korkusuyla örülen o hırka ölüme giden genç adamın yaşamdaki son gecesine eşlik edebildi sadece..

Darağacı kurulduğunda Hamza'nın titreyen bacakları bedenini zor taşıyordu. Adımlarını kaldıramıyordu. Yarı felçli gibiydi. Ölüme yürümek kolay mıydı? Kurbanlık bir koyun misali ölüm tahtasına çıkartıldı. Tüm kasaba idamı izlemek için oradaydı. Meydandan yuh sesleri yükselirken, arkalardan bir kadının bağırışları duyuldu. Hamza'nın af dilediği mektubu okuyan Güllü koşa koşa ölüm meydanına yetişmeye çalışıyordu. "Hamza, Hamza" diye bağıran Güllü, nefes nefese kalmıştı. Cellatlar durdu. Tüm bakışlar Güllü'ye çevirildi. İşte o son dakikada Güllü, vicdan terazisinde ibrenin yerini belirlemiş, kardeşini her şeye rağmen affetmişti. "Seni affettim Hamza,
Hakkımı helal ediyorum." dedi. Güllü'nün affını duyan Hamza, artık daha rahattı. Ölümü kabullenmişcesine altındaki sandalyeyi kendi devirdi. Güllü kocasının ardından  şimdi de onun katilini kardeşi Hamza'yı gömecekti... 

Dizi boyunca İzleyicinin de vicdan terazisi bir indi bir çıktı. Herkes hikayede yaşananları kendi yaşamlarından damıtıklarıyla algıladı. Cemşir'in feryadı, Hamza'nın pişmanlığı ve zavallılığı, Zehra'nın kanayan ana yüreği, Güllü'nün annesine acıması ve kocasının katilini affetmesi bu kez perdenin arka yüzünü gösterdi. İşte idamın öteki yüzüydü onlar.. Onlar öldürenin ailesiydi.. Milyonlar ekran başında bu kez  onlar için ağladı.