X
X

Tayfun Atay'dan Simay analizi

25.01.2013 Cuma 16:03 (Güncellendi: 27.04.2020 - 17:05)

Radikal Gazetesi TV Eleştirmeni Tayfun Atay, bugünkü, “Kuzey Güney ve/fakat Simay” başlıklı yazısında “Kuzey Güney “ dizisinin Simay karakterini değerlendirdi. İşte, Atay’ın o yazısı!

'Simay' taşradan İstanbul'a ikbal arayışıyla gelmiş, yırtma derdinde 'yırtık' bir kız olarak çıktı karşımıza. Sahiden böyle sayısız kızdan biri gibi, dolayısıyla hayli sahici bir karakterdi. Kimbilir kaç aile benzeri durumda kızlarını ellerinin arasından uçup gitmiş kuş misali İstanbul'un anaforuna kaptırdı bu memlekette?!

 
'Erkekliğe güzelleme' görüntüsü altında aslında son derece feminen dille 'anti-maşist' bir hikâyenin anlatıldığı 'Kuzey Güney'in fettan, hırslı, sadakatsiz ve kötülüğe teşne kızı 'Simay'... Ama dikkatle bakıldığında da en bahtsız, çaresiz, kırılgan ve iyiliğe aç kızı. Onu inandırıcı ve ilgiye değer kılan kanımca bu. Acımasız halde, hin gülücüklerle karşımıza çıktığı en antipatik sahnelerde bile o 'habis ve haris' kabuğun altında hayata tutunma yolunda inim inim inleyen 'günahsız' bir kız çocuğunu fark ettik hep. İçinden çıktığı aileyi tanıdıkça da onu daha iyi anladık. Kızlarını göz bebeği yapmış, ama bir taşra şehrinin kapalı atmosferinde onu ister istemez boğmuş ve ellerinden kaçırmış anne-babanın çaresizliğine tanık olduk. Yine hayatın içinden aşinalık hissederek...
 
Hayata değen bir karakter
'Kötü'ye çalışı, dizinin katışıksız kötüsü 'Ferhat'ın yörüngesine girmesiyle zirve yaptı. Buna paralel, babasından sonra annesinin de ölümüne sebep oldu. Taşradan istikbal ümidiyle savrulduğu İstanbul'da her ne olursa olsun en temiz ve masum parçasını, mazisini yitirişine tanık olduk. Son iki-üç bölümdür de en dibe vurmuş noktada, bir barda boru dansı yaparken, adeta bedenini satmaya ramak kalmış halde izliyoruz onu. Bir sahnede kafasındaki peruğu çıkarıp aynanın karşısında yüzüne baktığında yaptığı hayat muhasebesini de hüzünle hissederek...
 
'Simay', dizinin hayata sıkı sıkıya değen bir karakteri. Artık katışıksız 'ak' ve 'kara' karşıtlığında demirleyen karakterlerin tarih olduğunu biliyoruz. Seyirci, 'iyi'nin ve 'kötü'nün iç içe geçtiği melez karakterleri daha gerçekçi bulma noktasına çoktan geldi. Ama bunun da ötesi var. Geçen haftaki 'Fresh Mesh' konferansında konuşan yönetmen Zeynep Günay Tan'ın da vurguladığı gibi 'dönüşüm geçiren' karakterler, böylesi melez ama yine de statik karakter kurgularından daha da inandırıcı. Çünkü hayatın sizi nereye götüreceği hiç belli olmuyor. İyilik-kötülük, sevgi-nefret potansiyellerini içinizde taşıyorsunuz ve hangisini fiiliyata dökeceğiniz hayatla ilişkinizin akışına kalıyor.
 
Dinamik ve dönüşümsel
'Simay', böylesi 'dinamik' bir dönüşümsel karakter. Onu senaristler Ece Yörenç ve Melek Gençoğlu'na borçluyuz en çok. Ayrıca, öncekilerin yanısıra şimdiki yönetmen Hilal Saral'ın katkısını unutmamak gerek. Ama tabii Hazar Ergüçlü'yü de. 'Simay'ı ete-kemiğe bürüyen o. Soyadı gibi çok güçlü bir oyunculuk çıkardığı da ortada. Hazar, bu dizinin 'maya'sı. Ve sakın dizide bulunduğu mütevazı yere aldanıp 'çizgi'lerine haksızlık etmeyin! Dikkatle bakın, 'Kuzey Güney kızları'nın en güzeli olduğunu da fark edeceksiniz!..

Kaynak: Radikal Gazetesi
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1118450&Yazar=TAYFUN-ATAY&CategoryID=41