X
X

"Yalnızlık yaşıyor"

26.09.2012 Çarşamba 11:39 (Güncellendi: 27.04.2020 - 17:05)

Hale Soygazi, Kuzey Güney'in Ebru 'su anlattı

Banu Sinaner’in annesi rolüyle “Kuzey Güney” ekibine katılan Hale Soygazi, başarılı oyunculuğunun yanı sıra Benjamin Button’vari güzelliğiyle de dikkat çekiyor. Ebru karakterine ve yeni rol arkadaşlarına çok çabuk adapte olan Soygazi, “Daha önce hiç bu kadar güçlü bir kadını oynamamıştım” diyor.

 
Siz ekibe 11. bölümde dahil oldunuz. Rolünüzün bu kadar uzun soluklu olmasını bekliyor muydunuz?
- Evet, tabii ki... Senaryo ekibini, şirketi çok beğendiğim için teklifi hemen kabul ettim zaten.
 
“Kuzey Güney”deki Ebru, aslında hiç de alışılmış annelere benzemiyor. Hatta kötü bile sayılır. Siz ne düşünüyorsunuz...
- O da çok güzel bir detay. Çünkü standart anne rollerini sevmiyorum. Ebru'nun çocuklarının problemi çok. Banu’nun çocukluktan gelen bir takım rahatsızlıkları, Barış’ın ise ciddi hırsları var. Kocası öldükten sonra yurt dışından dönüyor ve holdingle uğraşmaya başlıyor.
 
Kendi için yaşamaya ne zaman başlayacak bu kadın? Hep iş, hep çocuklar...
- Doğru... Çocuklar ve holding odak noktası olduğu için henüz kendine ayıracak zaman bulamadı. Ebru çok güçlü bir kadın fakat herkes gücünden yararlanmaya çalışıyor. O da herkesle paylaşamayacağı bir yalnızlık yaşıyor.
 
Neden bu kadar yalnız?
- Çok güçlü olduğu için kimse ona yaklaşamıyor. Sakinleşmek için omzuna yaslanacağı tek bir insan yok etrafında...
 
MESAFELİ TAVRIM EBRU’YA BENZİYOR
 
İkinci sezon tanıtım filmlerinden anladığımız şu ki, yeni sezonda hiçbir şey aynı kalmayacak, tüm dengeler değişecek.
- Evet, bu sezon herkesin hayatı değişiyor. İzleyiciler çok şaşıracak.
 
Güney’in annesi Handan Hanım’la arası nasıl olacak Ebru’nun?
- Arada sınıf farkı var. Ebru yurtdışında okumuş, doğuştan varlıklı bir ailenin kızı. Çok genç yaşta büyük sorumluluklar üstlenmiş. Bunun getirdiği bir formasyon var. İnsanlarla gayet mesafeli... Bu yüzden Handan Hanım onun için çok farklı. İlişkileri nasıl olacak, onu zaman gösterecek artık.
 
Ebru'nun o mesafeli tavrı normalde sizde de var mıdır?
- Var... Çok yakın arkadaşlıklarım hariç ben de mesafeliyimdir. Ama bunun dışında bir benzerliğimiz yok. Hatta çok farklıyız diyebilirim.
 
Çok mu içe dönüksünüz acaba?
- Yok, sadece çok çabuk kendimi ortaya koymamak, çok çabuk arkadaş olmamak gibi bir durumum var. Ketum ve içine kapalı değilimdir.
 
DAHA ÖNCE BUNUN KADAR GÜÇLÜ BİRİNİ OYNAMADIM
 
İş konusunda çok seçici davrandığınızı biliyorum. Sizin “hayır” dediğiniz, sonrasında çok başarılı olan işler var mı?
- Açıkçası öyle bir şey aklıma gelmiyor.
 
Sinemada hep bir derdi ve söyleyecek sözü kadınları canlandırdınız. Söylem açısından Ebru karakterini diğer işlerinize yakın buluyor musunuz?
- Ebru’dan memnun, onun gibi birini canlandırmaktan mutluyum. Çünkü ne istediğini iyi bilen, kararlı, otoriter bir kadın... Hem şirketi hem de çocuklarını korumak isteyen bir anne. Onu fazla otoriter bulmak da mümkün ama düşünürseniz başka türlü davranması mümkün değil. Açık söylemek gerekirse, ben sinemada da televizyonda da daha önce hiç bu kadar güçlü bir kadını oynamamıştım.
 
Gücün tadını çıkarıyor musunuz peki?
- Çok zor. O gücün daha çok güçlüğünden bahsedebiliriz. Ebru’nun henüz ruhsal dünyasının derinliklerini görmedik ama çok zengin bir karakter ve oynamaktan keyif alıyorum.
 
Ekipte en çok kimi seviyorsunuz?
- Herkesi... Ayırt etmem mümkün değil. Herkes çok iyi niyetli ve çalışkan...