X
X

"Annem için onun yaptıklarını yaparım"

21.02.2012 Tuesday 10:43 (Güncellendi: 22.05.2020 - 13:34)

Hüseyin Avni Danyal " Kenan’ın derdinin ne olduğu 61 ve 62’nci bölümlerde ortaya çıkacak."

Hüseyin Avni Danyal, bir süredir Kanal D’nin izlenme rekorları kıran dizisi “Öyle Bir Geçer Zaman ki” ile seyirci karşısına çıkıyor. Ünlü oyuncu, canlandırdığı Kenan karakteri için “Kötü biri değil. Ben de annem için onun yaptıklarını yaparım” diyor.
 
* Hüseyin Bey, “Öyle Bir Geçer Zaman ki” dizisinin genç oyuncuları sizin için “Babamız gibi” diyorlar...     
- Sağ olsunlar... Büyüklerimiz bize çok fazla el atmadılar ama biz elimizden geldiğince gençlere el atıyoruz. O kadar zaman birisi de elini sırtıma koyup “Hadi Hüseyin bunu yap” demedi bana ama ben piyasadaki birçok kişinin yol almasına katkıda bulundum. O anlamda kendimi şanslı addediyorum. Birinin önünü açmak, destek olmak keyiflidir.

 
* Setlerde en çok neye dikkat edersiniz?    
- Zamana. Benim işim sadece televizyon dizisi değil. Hayatını dizi üzerine odaklamış, sadece bundan para kazanan biri değilim. Hayatımda tiyatro var, yapımcılık yapmaya çalışıyorum, belgesel planlıyorum... Haliyle 24 saatin içinde diziye ayırdığım zaman çok önemli. Çocukluğumdan beri tahammül edemediğim tek şey zaman kaybı. Her şeyi kaybedebilirim, toleransım vardır ama zaman kaybıyla ilgili toleransım yoktur.
 
HER ERKEK ANNESİ İÇİN KENAN’IN YAPTIĞINI YAPAR
* Kenan, biraz sert bir karakter. Son dönemde televizyonda hep sert rollerdesiniz, neden?
- Ben de bunu anlamış değilim, görüntüm mü sert acaba? Sanki yapımcılar da bir oyuncu bir rolü iyi kotardığı zaman onun üstüne gidiyorlar, haksız mıyım?
 
* Birçok oyuncu bundan şikayetçi...
- Evet, bu konuda biraz yapımcı kolaylığı var. Gerçi ben Kenan’ı kötü bir karakter olarak değerlendirmiyorum. Ben de olsam, annem için Kenan’ın yaptıklarını yaparım. Bütün erkek çocuklar yapar. Kenan’ın derdi erk, güç derdi değil. Annesine yapılmış bir haksızlığı düzeltmek için uğraşıyor. Kenan’ın derdinin ne olduğu 61 ve 62’nci bölümlerde ortaya çıkacak.
 
YOLDA BİR TEYZE “BOYUN POSUN DEVRİLSİN” DEDİ
* Kenan hakkını arıyor, evet ama hakkını ararken kötülük yapıyor, bu doğru mu sizce?
- Tabii ki bu hakkı ele geçirmek için kullandığı yöntemler doğru yöntemler değil. Tabii ki şeytani fikirleri var... Ama ben oyuncu olarak böyle rolleri oynamayı seviyorum. Otur, düz bir aşık oyna. “Ben seni çok seviyorum, sen beni çok seviyorsun. Kavuşacak mıyız acaba?” gibi rolleri sevmiyorum. İnişi çıkışı olan roller hoşuma gidiyor. İnsanlar nefret edeceklerse de etsinler.
 
* Sokakta nefret ettiğini söyleyenler oluyor mu?
- Geçen gün teyzenin biri beddua etti bana. “Boyun posun devrilsin” dedi. (Gülüyor) Ben hep de kötü rol oynamadım, kendimi Erol Taş zannetmiyorum. Bu sene sit-com olsun diye uğraştım ama olmadı. Ben de istiyorum “A, bu adam ne yapıyormuş?” diyecekleri bir komedide oynamayı...
 
* Genç oyuncular, şöhretin özel yaşamlarında kendilerini kısıtladığını söylüyor. Sizde böyle bir durum var mı?
- Bu, hayatın tecrübesiyle ilgili. Mesleki bir şey değil. Beni etkilemiyor.
 
* Röportaj öncesinde sokakta fotoğrafınızı çekmek istedik, “Daha tenha yerlerde çekelim” dediniz ama...
- Bu işi yapan iki tip insan vardır. Birisi günlük hayatında da aktörlüğüne devam eden, diğeri de aktörlük bittikten sonra fişi çeken. Bende iş bitti mi fiş çekilir. İşle özel davranış biçimlerimi karıştırmam. “Öyle bir oynadım ki rolümün etkisi altında kaldım” demek de bana komik geliyor. Her oynadığının etkisi altında kalırsan, sonun akıl hastanesidir. Ben beş sene Nazi subayı oynadım. Nasıl bunun etkisi altında kalabilirim? Her gece sahnede adam asıyordum! Az gelişmiş bir ülke olduğumuzu böyle durumlarda anlıyorum. Hâlâ sevilen dizilerdeki kahramanların bu coğrafyada yaşadığına inanan insanlar var.
 
Tiyatro geride kaldı
* Tiyatro oyununuz devam ediyor mu?
- Bu sene olmadı. Benim tembelliğime denk geldi. Bir de bazı rahatsızlıklar geçirdim, tiyatro geride kaldı. Önümüzdeki sene mutlaka yeni bir oyuna başlayacağım. Hatta bu yaz az tatil yapıp tiyatronun provalarına başlamak istiyorum. Tiyatro yapamayınca bir şey eksik gibi hissediyorum. 
 
* Peki, tiyatroda oyun bitince aldığınız alkış ve dizi setindeki “Kestik” sözlerini karşılaştırmanızı istesem...
- Karşılaştırmayalım, ikisi çok farklı şeyler. Onu yaşayınca anlıyorsunuz. “Kestik”i günde en azından beş yüz kere duyuyorsunuz ama alkışı sadece bir kez duyuyorsunuz.
Hürriyet/Kelebek