X
X

Ben de olsam aşka yönelirdim

21.03.2012 Wednesday 12:13 (Güncellendi: 22.05.2020 - 13:34)

“Çağrı olarak dünyaya geldim ama her şey olmak istiyorum”

‘Öyle Bir Geçer Zaman Ki’ dizisinin avukat kızı Berrin’i, dizideki aşk üçgeninden kurtarıp bir köşeye çektik, İstanbul’u ve özel hayatını konuştuk. Yıldız Çağrı Atiksoy, “İlk başta soğuk görünüyormuşum galiba, herkesin öyle bir izlenimi oluyor. Ta ki o insan hayatıma girene kadar...” diyor.

* İzmirli olduğunuzdan hep bahsediyorsunuz. İstanbul maceranız nasıl başladı?
İzmir bambaşka... Çocukluğum benim. İstanbul’a ilk kez lisedeyken, okul gezisiyle gelmiştim. Müzeleri falan gezmiştik. 2005 yılında da temelli taşındım. İstanbul’un enerjisini seviyorum. Bazen insanı bitiriyor ama kendi bitmiyor.
 
* Burada yaşanabilecek en güzel yer neresi sizce?
Nasıl ve kiminle yaşadığına bağlı... İstanbul’un her yeri güzel. İlk geldiğim sene Anadolu Yakası’nı daha çok seviyordum. Çünkü İzmir’e daha bir benziyordu. İki sene Göztepe’de oturdum, sonra Cihangir’e taşındım. Şu an Cihangir’den başka bir yerde yapamam gibi geliyor.

* Yalnız mı yaşıyorsunuz?
Hayır, kuzenimle.
  
* Aileniz?
Ailem İzmir’de. Annem ev hanımı, babam turizmci. Bir de ağabeyim var. Aile bağlarımız çok kuvvetlidir. Kuzenlerimle bir arada büyüdük. Her pazar babaannemin evinde toplanırdık. İstanbul’a geldiğimde o günleri çok aradım. Yalnızlığı hiç sevmem. O yüzden hep arkadaşlarımla görüşürüm. Kitap okurken bile yanımda birinin olmasını isterim.

 
“Modellik bana göre değilmiş”

* Oyuncu olmaya nasıl karar verdiniz?
Çok meraklı bir insanımdır. Herkesin hayatını gözlemlerim. Küçükken elime bardağı alır, yan komşunun kapısını dinlerdim. Bir fotoğraf koleksiyonum var. İkinci el mağazalardan, sahaflardan, hiç tanımadığım insanların fotoğraflarını alır biriktiririm. Onlara bakar hayaller kurarım. Türkan Şoray filmlerinde bir gün Dila Hanım, bir gün çingene olurdu. O durum da acayip hoşuma giderdi. “Ben Çağrı olarak dünyaya geldim ama her şey olmak istiyorum” dedim. Böyle böyle içimdeki oyunculuk isteğini keşfettim.

* Bir de güzellik yarışmasına katılmışsınız galiba...
‘Hey Girl’ dergisinin düzenlediği ‘Kapak Kızı Yarışması’nda yüz güzeli seçilmiştim. Aileler “Bu kız çok güzel” diye doldurur, o gazla katılırsın ya... Benimki de öyle olmuştu. Bir de İstanbul’a yeni gelmişim... “Bir kapı açılır” diye ilk o yarışmaya yönlendirdiler. İlk 10’a kaldım. İyi ki katılmışım, çünkü o yarışmadan sonra ‘Ah İstanbul’ dizisi için teklif geldi. İstanbul’a gelince yapmak istediğim şeyi buldum.

* Modelliği sevmediniz mi?
Ben aslında 13 yaşında başladım modellik yapmaya. Ama büyüdükçe bana göre olmadığını anladım. Zaten defile kulislerinde diğer mankenlerin yanında küçük kız çocuğu gibi kalıyordum. Çünkü ben çok salaş giyinirim. Kıyafete fazla önem vermem. Alışveriş yapmayı da çok sevmem.
 
* Dizide en sevdiğiniz karakter hangisi?
Karolin dermişim... (Gülüyor) Cemile ve Osman. Osman’ın dış seslerini çok seviyorum. Cemile’nin de güçlü olmasını, o kadar şeye rağmen yıkılmayışını...

* Ahmet, Berrin ve Hakan... Bu aşk üçgeniyle ilgili neler söyleyeceksiniz?
Ben Çağrı olarak aşkı tercih ederim. Eğer Berrin’in hayatında Ahmet olmasaydı; Hakan’ın iyi niyetine ve sevgisine yoğunlaşıp ona aşık olabilirdi. Ama şimdi vazgeçemediği bir aşkı var. Başkasına aşıkken seni seven umurunda olmaz ki... Ben de olsam aşık olduğum insana yönelirdim. Hakan’ın sevgisini saplantılı buluyorum.

* Eğlenmek için nerelere gidersiniz?
Doğru Taksim... Sıkıldıkça mekan değiştirebiliyorsunuz. Salaş yerleri seviyorum. Asmalımescit’teki mekanlar favorim.
* Ev partileri veriyor musunuz?
Parti şeklinde değil ama evde toplandığımız oluyor. Dışarı çıkmak istemediğimiz zamanlarda dizi veya film izlemek içinbir araya geliyoruz.
* Nasıl bir arkadaş grubunuz var?
Çok eğlenceli, aynı kafalarda olduğum bir grubum var. Arkadaş bakımından şanslıyım.
*Asıl Çağrı’yı nasıl anlatırsınız?
İlk başta soğuk görünüyormuşum galiba, herkesin öyle bir izlenimi oluyor. Ta ki o insan hayatıma girene kadar... Sonra bambaşka bir Çağrı oluyor. Kıpır kıpır, enerjik... Oyunculuk yapıyorum ama çok utangacımdır. İlk girdiğim ortamlarda hemen kızarır, bozarırım. O yüzden oynayarak iletişime geçmeyi düşünmüştüm.
“Titizlik hastalığım var”
* Takıntılarınız olduğunu duydum...
Evet, titizlik hastalığım var. Günü detarjanların içinde evi temizleyerek geçirdiğim çok olmuştur. Kafayı yemiştim bir ara. Şimdi biraz geçti. Arkadaşlarım film izlerken, ben yere dökülen bir şey varsa onları toplarım. Bir süre sonra rahatsızlık oluyor tabii. Hatta bu yüzden bana gelmek istemiyorlar. (Gülüyor)
* Hobileriniz?
Ata binmek, dalmak, dans etmek ve cam boyası yapmak.
Favorileri
En sevdiği kitap: Paulo Coelho’nun tüm kitapları.
En sevdiği müzik grubu: Model
Beğendiği oyuncular: Al Pacino, Meryl Streep, Natalie Portman, Sumru Yavrucuk, Ayça Bingöl, Erkan Petekkaya.