X
X

"Büyüyünce aktör olacağız"

25.09.2012 Tuesday 14:55 (Güncellendi: 22.05.2020 - 13:34)

Sıcacık bir Tolga Güleç ve Yıldız Çağrı Atiksoy röportajı

“Öyle Bir Geçer Zaman ki” dizisinin Ahmet’i Tolga Güleç, geçtiğimiz günlerde 31’inci yaşını kutladı. Bu özel günde, İzmir’de yaşayan annesi Emel Hanım da yanındaydı. Yeni sezonu konuşmak için Güleç ve dizideki eşi Berrin’i canlandıran Yıldız Çağrı Atiksoy’la buluştuk, Emel Hanım’ı da yakalamışken Güleç’in çocukluk yıllarına döndük...

 
Emel Hanım, oğlunuz 31 yaşına girdi. “Evlen artık oğlum” diyor musunuz ona?
Emel Güleç: Yok, demiyorum. Kendisi ne derse o olur, ben karışmam.
 
Tolga Bey’in oyuncu olacağı çocukken belli miydi?
Emel Güleç: Belliydi. İnanın abartmıyorum. Önceleri darbukada “Oy Oy Eminem” çalıyordu. O zamanlar ona oyuncak sazlar, darbukalar alırdık. Bir gün bayılma numarası yaptı, gerçekten inandık. Anneannesi o zaman dedi “Bu artist olacak” diye...
 
“Öyle Bir Geçer Zaman ki”yi takip ediyorsunuzdur mutlaka, oğlunuzu ekranda görünce neler hissediyorsunuz?
Emel Güleç: O anlatılmaz ki... Çok acayip bir duygu... Bazen gülüyorum, bazen gözümden yaş geliyor. Çok kaptırıyorum kendimi izlerken. İzmir’de yaşıyorum ben, o yüzden özlem de oluyor, çok duygulanıyorum.
 
Konu komşu neler diyor?
Emel Güleç: İzmir’de yolda yürüyemiyorum ilgiden. Eleştiri yapıyorlar bazen, “Oğlun çok yaşlanmış” ya da “Oğlun Berrin’i bıraksın” diyorlar. Diziyi gerçek zannedenler var! (Gülüyor)
 
TOLGA’NIN STAND-UP CD’LERİNİ TİYATROCU KOMŞUMUZA GÖTÜRDÜM
 
Tolga Bey size oyunculuk okumak istediğini söylediğinde ne tepki vermiştiniz?
Emel Güleç: Ben teşvik ettim onu zaten. Bizim bir komşumuz devlet tiyatrosu sanatçısıydı. Tolga’nın da evde stand-up CD’leri vardı, bir gün onları aldım götürdüm o komşumuza. “Bu çocuk jön! Çabuk çağır, sınavlara sokuyoruz” dedi. Tolga Adana’daydı, çağırdık...
 
Tolga Bey, anneniz sayesinde bilinmeyen bir yönünüzü keşfetmiş olduk. Demek stand-up’a yeteneğiniz var...
Tolga Güleç: Öyle bir iddiam yok. Adana’da öğrenciyken kendi aramızda eğleniyorduk sadece. Birbirimize hikâyeler anlatıyor, o anları da kameraya çekiyorduk o kadar. Yoksa öyle özel bir vasfım yok. Altılı ganyan oynamaktansa tiyatroya sarmıştık işte.
 
Emel Hanım, son dönemde magazin basınında oğlunuzla ilgili çok haber çıkıyor. Bu haberlere kızdığınız oluyor mu?
Emel Güleç: Kızmıyorum da, bazen haksız yere suçluyorlar, üzülüyorum.
 
Çocukken yaramaz mıydı Tolga Bey?
Emel Güleç: Şımarıktı. Tek çocuk çünkü.
 
Bu arada Tolga Bey, yeni yaşınızı kutladınız. Yaş 31, yolun neresi oluyormuş?
Tolga Güleç: Kariyerimizde henüz emekliyoruz. Daha dur, ilk dizimizi, ilk uzun metrajlı filmimizi yeni çektik...
 
BİZ OLSAK ÇOCUĞA GERÇEĞİ SÖYLERDİK
 
Gelelim “Öyle Bir Geçer Zaman ki”ye... İzleyici ilk bölümlerde Berrin ve Ahmet karakterlerindeki değişimleri gördü ama bunları bir de sizden dinleyelim...
Yıldız Çağrı Atiksoy: Berrin artık 30’lu yaşlarında bir kadın. O yüzden ister istemez duruşu, bakışı, oturuşu, düşünceleri değişti. Eskisi kadar fevri çıkışlar yapmıyor. Olgunluk dönemine geçti.
 
30’lu yaşlarda bir kadını oynamak nasıl?
Yıldız Çağrı Atiksoy: Ben normalde de ağırbaşlı biriyim, dizide de artık o yönüm ortaya çıkıyor.
 
Ahmet, kendisinin olmayan bir çocuğu sahiplendi, ona babalık yapıyor. Zehra’ya babasının Hakan olduğunu henüz söylemediler. Siz böyle bir durumda olsanız ne yapardınız, söyler miydiniz gerçeği?
Tolga Güleç: Ahmet, istediği her şeyi elde etmiş, hırslı bir adam aslında. Çocuğu da benimsemiş ama ben olsam söylerdim.
Yıldız Çağrı Atiksoy: Ben de söylerdim. Çocuk büyüdükçe travması da büyür çünkü. Asla öyle bir risk almazdım, her şeyi söylerdim.
 
Siz Ahmet gibi hırslı mısınız Tolga Bey?
Tolga Güleç: Hayır, ben hırsı sevmiyorum. Hırsın fazlası zarar verir. Ben azimliyim sadece.
 
FARAH, BENİM SETTEKİ GÜCÜMDÜ
 
Çağrı Hanım, diziden ayrılanlara mutlaka üzülmüşsünüzdür ama sanırım en çok Aylin’i canlandıran Farah Zeynep Abdullah’ın yokluğu etkiledi sizi, yanılıyor muyum?
Yıldız Çağrı Atiksoy: Evet, tabii ki ayrılan herkese üzüldüm ama Farah’la ayrı bir diyaloğum vardı. O benim sette gücüm gibiydi, yokluğuna hâlâ alışamadım.
 
Tolga Güleç bu yaz iki sinema filmi çekti. Sizin de var mı film projeniz?
Yıldız Çağrı Atiksoy: Bana bu yaz üç sinema teklifi geldi ama hiçbiri istediğim gibi değildi. Ben konusu derin ve ağır, romansal ya da tarihsel bir işte yer almak istiyorum.
 
Ailenizden uzaktasınız. İstanbul’da tek başına yaşamak nasıl?
Yıldız Çağrı Atiksoy: Kötü, (önündeki simidi gösteriyor) bak böyle simit yiyorum.
 
Yemek yapamıyor musunuz?
Yıldız Çağrı Atiksoy: İstesem yaparım ama sette oluyoruz sürekli.
 
Tolga Bey’in çocukluğunu annesine sorduk, peki siz nasıl bir çocuktunuz?
Yıldız Çağrı Atiksoy: Çok yaramazmışım. Kendime çok zarar veriyormuşum. Kendimi yakıyormuşum, ortadan kayboluyormuşum... Elimi ocağa yapıştırmışlığım var. Bir keresinde de az kalsın çengelli iğneyle gözümü çıkarıyormuşum!
 
DAHA OYUNCU DEĞİLİZ
 
Rollerinizdeki değişimi konuştuk. Peki diziye başladığınızdan bu yana sizde, oyunculuğunuzda ne gibi değişimler oldu?
Tolga Güleç: Eski bölümleri izlediğimizde kendimizi hiç beğenmiyoruz.
Yıldız Çağrı Atiksoy: Beğensek olmaz ki zaten. Beğenmeyeceksin ki gelişeceksin. Ben çok sabırsız bir insandım, bu sette sabretmeyi ve huzurun ne demek olduğunu öğrendim. Ayrıca insanların çok fazla önyargılı olduğunu gözlemledim. Bu arada hâlâ kendime oyuncuyum diyemiyorum...
Tolga Güleç: Biz büyüyünce aktör olacağız diyoruz. (Gülüyor)
 
TOLGA’NIN AYNASI GİBİYİM
 
Birbirinizi eleştirebiliyor musunuz?
Yıldız Çağrı Atiksoy: Ben Tolga’nın aynası gibi oluyorum, eleştiriyorum. Hem özel hayatı hem de işle ilgili... En ağır şeyi bile söyleyebiliyorum.
Tolga Güleç: Akıl hocalığımı yapıyor. Ben her şeyimi ona danışırım, ona danışmadan adım atmam. Kıyafetlerime de karışır.
 
BU DİZİ İLK AŞKIMIZ
 
Bu işin kalbinizdeki yeri nedir?
Yıldız Çağrı Atiksoy: Benim ilk aşkım gibi. Sıfırdan başladık bu işe, hep beraber buraya geldik.
Tolga Güleç: Benim ilk aşkım. Toz konduramıyorum.
Yıldız Çağrı Atiksoy: O zaman bir kadın olarak benim çocuğum gibi diyeyim...
Hürriyet/Kelebek