X
X

Ben de olsam Banu'yu seçerdim

10.11.2011 Perşembe 11:19 (Güncellendi: 27.04.2020 - 17:05)

Güney'in nişanlısını terkedip, Banu'ya gitmesini doğru buluyor.

Kuzey Güney dizisinin başrol oyuncularından Buğra Gülsoy, Güney’in önümüzdeki bölümlerde hedeflediği amaçlara ulaşacağını söylüyor.

 
"Güney, babasının okumuşu" olacak diyen Gülsoy, Güney’in nişanlısını terk edip Banu’ya gitmesini de doğru buluyor.
 
Üç yıl önce 'Unutulmaz' dizisinin yeni başladığı dönemlerde İki kardeşin aynı adama aşkı konuşulurken, bir karakter vardı ki, aşkın her koşulda sevdiğinin yanında olmak olduğunu haykırıyordu. Üstelik bunu o kadar doğal bir oyunculukla sergiliyordu ki, ekran karşısında onu izlemek zorunda kalıyordunuz. 
 
Buğra Gülsoy, önce Derviş Zaim'in 'Gölgeler ve Suretler' filminde rol aldı. Ardından Fatmagül'ün Suçu Ne?'de Vural karakterini canlandırdı. Bu yıl Altın Portakal Film Festiıali'nde 'En İyi Film' ödülünü kazanan 'Güzel Günler Göreceğiz'de oynadı. Şimdi 'Kuzey Güney' dizisinde Güney olarak adından söz ettiriyor. Bu arada kendisinin yazdığı, beş seri katilin aynı hücrede buluştuğu 'Pragma' oyunu, Ocak ayında Garaj İstanbul'da sahnelenecek. Emre Ercan'la senaryosuna kaleme aldığı 'Aralık' filmi için büyük ihtimalle bu yaz yönetmen koltuğuna oturacak. Anlayacağınız, daha uzun yıllar Buğra'yı konuşacağız.
 
* Fatmagül'ün Suçu Ne?' dizisinde Vural'ın devam edeceğini zannediyorduk ama bir anda öldü ve kısa süre sonra sen Kuzey Güney'de karşımıza çıktın. Bu değişim nasıl oldu?
Sezon finalin de ayrılacağımdan haberim yoktu. Ama Vural en son intihara teşebbüs etmişti ve dizideki görevini bitirmişti. O sırada yapımcımız Kerem Çatay beni görüşmeye çağırıp Ay Yapım olarak yeni bir projeye başlıyoruz ve seni düşünüyoruz dedi. Senaryoyu okuduğumda dizi klişesinden çok uzak olduğunu gördüm. Hangi oyuncu okusa kabul etmemesi mümkün değildi. Dolayısıyla ben de seve seve kabul ettim. Vural'ı öldürüp Güney'e geçtim.
 
* Kuzey aslında babası gibi hayata karşı öfkeli, Güney de annesi gibi hırslı, hayallerine ulaşmak için sessiz ama emin adımlarla ilerliyor...
Evet, ama Güney babası kadar da sert olabilecek. Güney, ileride babası gibi hırslı ama onun okumuşu olacak.
 
* Güney iyi bir karakter gibi görünse de sinir bozucu tarafları var. Onu sevelim mi, yoksa nefret mi edelim bilemiyoruz...
Çünkü Güney gri bir karakter. Güney bazen beyaz, bazen de siyah oluyor. İlerleyen bölümlerde daha çok siyah tarafını göreceğiz. Ben gri rolleri oynamayı seviyorum. İnsan hiçbir zaman iyi değildir. İyi ve kötü dengeleri vardır. Bence insan zaten gridir. Ben böyle karakterler oynamayı seviyorum.
 
* Güney çocukluk aşkını, evleneceği kadın Cemre'yi bir anda terk etti ve Banu'yla gitti. İnsan sevdiği kadından nasıl bu kadar kolay vazgeçer?
Bu devirde Leyla ile Mecnun'u geçtim, çocukluk aşkınla devam edebileceğine de inanmıyorum. İnsanlar değişiyor, olgunlaşıyor. İlk aşkınla evlensen bile akından "Acaba o doğru bir insan mı?" sorusunu sorarsın. Çünkü aslında insan ne kadar çok deneyimlerse o kadar çok doğruya ulaştığına inanırım. Dolayısıyla ben de Güney'in yerin de olsam Banu'yla giderdim. Çünkü Banu onun neşesini, enerjisini yansıtıyor, mutluluk veriyor. Ben de beni mutlu edenle, enerji verenle olmak isterdim.
 
* İlerleyen bölümlerde nasıl bir Güney izleyeceğiz?
Güney, amaçladığı hedefe emin adımlarla ilerlerken annesini de peşinden sürükleyecek. Ne kadar zenginleşirse o kadar çok yalnızlaşacak. Kuzey fakirleştikçe o kadar çok zenginleşecek.
 
* Beş seri katilin hikâyesini anlatacağınız 'Pragma' oyununu ne zaman sahneleyeceksiniz?
Emre Erkan, Serhat Teoman ve ben GET adında bir oluşum kurduk. Konseptimizi, hayata dair yöneleceğimiz yolumuzu seçtik. İnsan psikolojisi, suç kavramı üzerine yönelmeye karar verdik. İnandığımız şeyleri sahneye taşımak ve tamamen kendimiz üretmek istiyoruz. 2.5 yıl önce yazdım 'Pragma'yı. Bu arada oyun da pişmiş oldu. Ocak'ta Garaj İstanbul'da sahnelemeye başlayacağız. 5 seri katili aynı hücrede yüzleşmeye bırakacağız. Aslında bu bir deney. Çünkü seri katiller suçlu olduklarına inanmıyorlar. Biz de suçu değil, suça giden yolu an latmak istiyoruz. Çünkü suç sonuçtur. Ayrıca GET olarak bir de Emre Erkan'la yazdığımız 'Aralık' adında bir sinema filmimiz var. Ona da hazırlanıyoruz.
 
"KIVANÇ'IN OYUNCULUĞUNA HERKESİN AĞZI AÇIK KALDI"
* 'Kuzey Güney' dizisi başladı başlayalı Kıvanç Tatlıtuğ'un kaslarını ve oyunculuğunu konuşuyoruz. Sen bir önceki projende bir tecavüzcüyü oynadın, şimdi Güney'sin. Sana haksızlık edildiğini düşünüyor musun?
Bence kimse sadece Kıvanç'ın kaslarının peşine düşmedi. Kıvanç'ın oyunculuğunu konuştu. Çünkü Kıvanç 'Aşk-ı Memnu'da bir Behlül karakterinden çıktı. Sürekli "Mankenden oyuncu olur mu?" diye konuşulur. Böylesi bir projede onun değişmiş ve farklı bir şekilde oynaması insanların dikkatini çekti. Kıvanç da böylece "Bakın işte ben bir oyuncuyum" dedi. Herkesin ağzı açık kaldı ve böyle bir durum oldu. Bana haksızlık yapıldığını düşünmüyorum.
 
"BURCU'YU ÇOK ÖZLÜYORUM"
Temmuz ayında oyuncu Burcu Kara'yla hayatını birleştiren Buğra Gülsoy, sadece bir hafta balayı yaptıklarını söylüyor ve hayatlarının sette geçtiğini söylüyor: "Evlendik, bir hafta sonra 'Kuzey Güney'in çekimleri başladı. Sürekli setteyim. Burcu da 'Yıllar Sonra' dizisinde çok yoğun çalışıyor. O nedenle karımı çok özlüyorum. Az görüşebilmemize rağmen evliliğimiz gayet güzel gidiyor, iyi ki Burcu'yla evlenmişim."
  
*Kıvanç Tatlıtuğ'la oynamak nasıl? "Kardeş gibi olduk" diye açıklamalarını okudum...
Oya'cım, karımdan çok Kıvanç'ı görüyorum. Nasıl kardeşim olmasın? (Kahkahalar) İyi anlaşıyoruz, sette hep birlikteyiz. Burcu bize yemek yapıyor. Biz de yemekler yiyoruz, dizi izliyoruz. Birlikte spora gidiyoruz.
 
"ÖDÜL DAĞITIMINDA KRİTERSİZLİK VAR"
48. Altın Portakal Film Festivali'nden 'En İyi Film' ödülünü kazanan 'Güzel Günler Göreceğiz' filminde Cumali karakterini canlandıran Buğra Gülsoy, beş farklı karakterin umutlarına ulaşmak adına ortak bir noktada buluşmasından etkilendiği için filmde rol aldığını açıkladı. Antalya Film Festivali' nde ödül aldıktan sonra eleştiri yağmuruna tutulmasını ise şöyle açıkl ıyor: "Bugün ülkemizde bir festivalden 'En İyi Film'i alan bir film, 40 kilometre ötede başka bir festivalden hiçbir ödül alamayabiliyor. Burada kritersizlik var. Demek ki sanat kimliğimizi oluşturamamışız."
Habertürk