X
X

Hümeyra'yı duyunca depar atarak geldim

30.07.2012 Monday 16:13 (Güncellendi: 08.11.2016 - 16:15)

Milliyet Cumartesi'den, Büşra Pekin'le keyifli bir sohbet...

“Annem Uyurken” dizisinde ailenin büyük kızı Defne’yi canlandıran Büşra Pekin: ”Vermem gereken bir yedi kilom var ama veremiyorum, diyete başlayamıyorum. Böyle seviyorum kendimi”
 
Balat sokaklarını kahkahalarıyla çınlatıyor, hava neredeyse 40 derece ama umurunda değil. Foto-muhabirimiz Ercan Arslan’ın peşine takılmış platform topuk ayakkabılarına rağmen hızla yokuşları tırmanıyor. Oturduğum yerden izliyorum. Aklımdan geçen cümleyse “Bu ne enerji!”Derken çekim bitiyor ve gülümseyerek yanıma yaklaşıp olabilecek en güzel cümleyi söylüyor:“Haydi klimalı bir yere gidelim!” Bu yaz sezonunun öne çıkan dizilerinden “Annem Uyurken”in genç oyuncusu Büşra Pekin’den bahsediyorum. Oyuncu ile Balat’taki sette buluşup sohbet ettik.
 
“Annem Uyurken” dizisi tahmin ettiğiniz ilgiyi gördü mü?
Senaryoyu okuduğumda çok etkilenmiştim. İlgi göreceğini düşünmüştüm. Açık konuşmak gerekirse daha fazla izlenmesini bekliyordum. Ama yazın yayımlanan diziler böyle olur. İnsanlar bu mevsimde sokakta olmayı tercih ediyorlar. Ama belli bir kitlemiz var tabii ki. Zaten reyting odaklı bir oyuncu değilim. Çok iyi reyting alacak kalitesiz bir işte yer alacağıma reyting konusunu kafamama takmamayı tercih ediyorum.
 
Dün Twitter’da “Dizimiz başlıyor, isterseniz göz atın” yazdığınızı gördüm. Kendini izlemekten hoşlanan oyunculardan mısınız?
İlk başlarda izlerim, dikkat ederim. Sonra izlememeye başlıyorum. Zaten zaman da kalmıyor. Diziyi izleyip “Ay burada ne yapmışım tüh kahretsin!” gibi kendi kendimi yemem. Bakarım, olmamışsa da “Ne yapalım, bu defalık böyle” der geçerim.
 
Bu kaçıncı diziniz? “Diziyi para kazanmak için yapıyorum. Esas amacım tiyatro” gibi klişe bir açıklama var. Sizde durum nasıl?
Proje bazlı düşünüyorum ben. İş içime sinmişse nerede olduğu fark etmiyor. Tiyatroyu da, sinemayı da, televizyonu da seviyorum. Benim dizi tecrübem de az. “Çok Güzel Hareketler Bunlar” da diziydi ama farklıydı. Orada skeçlerde oynuyorduk ama sonra kendi kimliklerimizle sahneye çıkıyorduk. Şu anki gibi dizi çekmekse oyuncu için inanılmaz bir pratik alanı. O kadar zor ki. Uyku yok, kimi zaman izinsiz sabahlara kadar çalışıyorsunuz. Bir planı belki 10 kez çekmek gerekiyor. Bu tempo içinde ister istemez kendinizi geliştiriyorsunuz. Bir de kadro çok önemli tabii. Mesela Hümeyra ile karşılıklı oynamak inanılmaz. O tam anlamıyla bir star.
 
Daha önceden tanışıyor muydunuz?
Hayır ama ben kendisinin hayranıydım tabii ki. Zaten onun olduğunu duyunca depar atıp geldim. Karşılıklı sahnelerde bazen repliğimi falan unutup onu seyredalıyorum. Şimdi insanlar belki “Birlikte çalışıyorlar tabii ki iyi şeyler söyleyecek” diyebilir ama alakası yok. Hani ilkokulda öğretmenin vardır. Küpesi, ojesi, parfümü, kılığı kıyafetiyle ona hayransındır ya. Öyle bir durum benim ki. Çok şey öğreniyorum ondan. Böyle öğüt verir tarzda da anlatmaz. Kısa anektotlar verir sen söylediklerinden ne çıkarıyorsan onu ders olarak alırsın.
 
“Yaşımı telaffuz etmekten yana değilim”
 
Çocuklarla aranız nasıl? İleride anne olmayı düşünüyor musunuz?
Her zaman çocukları sevdim kendim çocukken bile komşunun bebeği falan hep kucağımdaydı. Şimdi de yolda görünce severim. O yüzden kendimi anne olarak görüyorum illâ ki. Eskiden “Ne zaman olacak?” derdim ama şimdi kendimi akışa bıraktım. Büyümekle alakalı bir şey bu.  Hani bir durgunluk geliyor ya insana.
 
O durgunluk 30’u geçince geliyor insana...
Valla ben yaşımı telaffuz etmekten yana değilim. Oyuncuların yaşı olmaz bence. Şimdi kalkıp 40 yaşında kadını da oynayabilirim, 20’lik kızı da. Gerçek yaşım bilinirse inanırlılığı kalmaz .O yüzden rakam vermeyeceğim ama evet, belli bir noktadan sonra geliyor o durgunluk dediğimiz (gülüyor).
 
Kendinizi güzel buluyor musunuz? Ayna karşısında ne kadar vakit geçirirsiniz?
Bazı günler “Aman ne hoşum” derim, bazı günler hiç beğenmem.Ben zaten model değilim, kariyerimi güzelliğim üzerine de kurmadım o nedenle çok güzel olmama da gerek yok galiba. Bir de insanın aura’sının her şeyi etkilediğini düşünüyorum. Enerjiniz güzelse, güzelsinizdir. Vermem gereken bir yedi kilo var ama vermiyorum, diyete başlayamıyorum. Böyle seviyorum kendimi.İleride bir rol için vermem gerekirse hallederim ama şimdilik böyle rahatım.
 
“Kariyerimle ilgili adımlarımı hâlâ Yılmaz Erdoğan’a danışıyorum”
 
Suudi Arabistan’da doğmuşsunuz. Biraz çocukluğunuzdan bahsedelim...
Babam elektrik mühendisi. Zamanında bir proje için Arabistan’a gitmiş. 11 yaş büyük bir ablam var. Ben de Arabistan’a gidince doğmuşum. Beş yaşıma kadar da orada kalmışım. Hayal meyal hatırlıyorum. Çok huzurlu bir yerdi. Tek katlı bahçeli lojmanların arasında her milletten çocukla bir arada büyüdüm.
 
Ailede başka oyuncu var mı?
Annem “Anneanneni görmeliydin. Ona çekmişsin” diyor. Ablam işletme okudu ama “Lisede ben de oyuncu olmak istemiştim” der. Annem çok iyi dans eder, babamın da kulağı çok iyidir. Ama oyuncu olan ilk kişi benim. Zaten işe girişim de tesadüfen. Lisede “My Fair Lady” için seçmeler olacağını öğrendim. Aktif bir öğrenciydim. Derslerim iyiydi. Denemek istedim. Pat diye seçtiler. Baktım ki bu işi seviyorum, kararımı verdim. Ailem önce derslerim çok iyi olduğu için “Yapma kızım” falan dedi tabii ama kolay ikna oldular ve hep desteklediler.
 
Sizi BKM Mutfak ile tanıdık. İşe başladığınızda kafanızda nasıl bir kariyer hedefi belirlemiştiniz?
Hırslı biri olmadım hiç. Hırs kötü bir duygu ve bana zarar vereceğini düşünüyorum. O yüzden hedef koymam.“İyi olacak” diye geçiririm o kadar. Başından beri de böyleydi. BKM’ye katılırken, CV’mi bırakırken de böyle düşünüyordum.
 
BKM Mutfak ekibi ile çok yakın olduğunuzu biliyorum. Birlikte çalışıp gündelik hayatta da arkadaş olmak zor değil mi? Hâlâ görüşüyor musunuz?
Geçen hafta sete ziyarete geldi bazıları, sevinçten havalara uçtum. İnsanlar bizim birlikte çalışıp o kadar yakın olmamızı garip buluyorlardı. Kavga yok, sıkıntı yok ya ortada. Bunun nedeni Yılmaz Erdoğan’ın bize bu işin bir takım oyunu olduğunu öğretmesidir. Ben hâlâ kariyerimle ilgili adımlarımı ona danışırım.
 
“Şöhretin kötü yanını görmedim”
 
Sokakta nasıl tepkiler geliyor?
İnsanlar BKM Mutfak nedeniyle “Elimizde büyüdü, bizim kız” şeklinde bakıyor. Bu da çok hoşuma gidiyor. Bir de oldum olası tanımadığım kişilerle dâhi kolay diyaloğa geçen, sohbet etmeyi seven biriydim. Ünlü olmak bu açıdan işime yaradı. Artık daha rahat  “Merhaba!” diye lafa girebiliyorum. “Şöhretin kötü yanınını gördün mü?” dersen de cevabım “Hayır” olur. Normal hayatımda eskiden nasılsam öyle yaşıyorum. Bir de zamanım olmadığı için gece hayatım falan da yok, gazetecilerle kovalamaca oynamıyorum.
Milliyet/Cumartesi