X
X

Mehmet Altan'dan Ak Parti'ye şartlı destek!

25.10.2013 Friday 09:46 (Güncellendi: 07.09.2016 - 12:39)

'Ak Parti'yi yine desteklerim ama...'

Mehmet Altan'dan Ak Parti'ye şartlı destek!
Abbas Güçlü ile Genç Bakış'ta dün gece Akademisyen - Yazar Prof. Dr. Mehmet Altan ve Ceza Hukukçusu Ersan Şen İstanbul Süleyman Şah Üniversitesi öğrencileriyle gündemin önemli başlıklarını canlı yayında tartıştı. 

İşte programın geniş özeti; 

"AK PARTİ'Yİ YİNE DESTEKLERİM AMA..."
Prof. Dr. Mehmet Altan - Akademisyen-Yazar

BU PARLAMENTO 12 EYLÜL PARLAMENTOSU                                                                                                   Referandumda siyaset istediğini aldı, söz verdiği şeylerin hiçbirini yapmadı, şimdi 60 tane maddeyi değiştirelim diyorlar. Bunların hiçbirinin anlamı yok. Çünkü bu parlamento 12 Eylül parlamentosudur.

İKTİDAR ANAYASAL SUÇ İŞLEDİ KİMSE SESİNİ ÇIKARMADI              
Kimse detaylara bakmıyor ama şimdi Meclis'e bütçe gelecek ve iktidar fiilen anayasal suç işledi. Çünkü Sayıştay'ın denetim raporları olmadan bütçeyi parlamentoya sundu ve kimsenin gıkı çıkmadı. Parlamentoya gidenler konuşmaya değil susmaya gidiyorlar. Susmazsam bir daha beni seçmez diye.

AKP'Yİ YİNE DESTEKLERİM                                                                              
Ben hayata siyasi partiler üzerinden bakmıyorum. AK Parti ilk geldiği zaman yaptığı reformları yine yapsın yine alkışlarım. 2002'deki AK Parti ile şimdiki kıyas kabul etmez. 2002'deki haline dönsün yine AK Parti'yi desteklerim.

KEMALİST GENÇLİK İLE DİNDAR GENÇLİK AYNI MANTIK                      
Dindar bir nesil yetiştirme meselesi sorun değil, sorun şu ki; bu devletin işi değil. Kemalist gençlik ile dindar gençlik aynı mantık. Çünkü devlet gücüyle bunu yetiştirmeye çalışıyorsun, temel hak ve özgürlükleri ihlal ediyorsun ve bireylerin tercihini ortadan kaldırıyorsun. Ve dindar nesil yetiştirmezsen tinercisin diye müthiş bir aşağılama var. O zaman devlet ve devleti elegeçiren siyasi iktidar, kendi istediğine göre bir toplum oluşturacaksa bunun demokrasiyle bağlantısı nedir? Benim ona itirazım var.

Üniversiteyle çatışan bir siyasi iktidarın geleceği yoktur. Bu insanları anlamak, demokrasinin özünde eylem olduğunu kabul etmek gerek.  Herkes bana benzeyecek, ayran içecek, dindar olacak dediğin vakit bunun Kemalist bir mantıktan hiçbir farkı olmadığı gibi, bu toplumu patlatır. 

12 EYLÜL REJİMİ DURUYOR İKİ YAŞLI ADAM YARGILANIYOR          
Mevcut siyasi iktidar demokrasiyi kurumsallaştırmıyor. Kalıcı hale getirmiyor. Vesayeti kendi kullandığı kadar bir noktada tutuyor. 12 Eylül rejiminin vesayeti içinde tadilatlar yapıyor. Bu anlamda kamuda başörtünün serbest olması, and gibi tek parti döneminin gayri insanı bir söyleminin ortadan kaldırılmasına tabii ki desteğim vardır. Ama benim eleştirim bu tür tadilatlar yerine 12 Eylül rejiminin berheva edilmesi, YÖK'ten Milli Güvenlik Kurulu'na kadar herşeyin kalkmasıdır. Ama Ak Parti sistemi dönüştüreceğine o iki yaşlı adamı yargılamaya kalkıyor. 

GEZİ PARKI EYLEMLERİ                                                                          
Türkiye dış dünya için, askeri vesayeti geriletmiş, önemli demokratikleşme adımları atan, küresel ekonomik krizden fazla etkilenmemiş, önemli bir model ülke olabilecekmiş gibi dururken birden bire resmi açıklamalara göre 2.5 milyon insan sokağa çıktı. Bu kadar olumlu görünen bir ülkenin halısını kaldırıp altına baktılar ve bir dehşetle karşılaştılar.

Gezi Parkı'na çıkan insanlar neden bu kadar bunaldılar da alanlara indiler bunu sorgulamak gerek. Bir sağlıklı ülke bunların üzerine copla, gazla gitmez. Örneğin bu İngiltere'de olsa orada sistem bu hareketi aşağılamaz, küfretmez anlamaya çalışır. Bu sıkıntı otoriter, antidemokratik, bütün Türkiye'yi kendine benzetmek isteyen, şehirleri kasabalaştıran, tek tipleştiren bir üsluba kentlerin ve gençlerin isyanıdır. Sen bunu anlamadığın vakit insanları öldürerek, kör ederek, yahut hakaret edip, yok sayarak üstesinden gelemezsin. Onları dinlemek, anlamak ve ortaya çıkan sıkıntıyı gidermek lazım.  

Anadolu'da bir törende bir başbakan yardımcısına biri saldırıda bulunmak istedi orada anında bütün emniyet değiştirildi ama Gezi Parkı sürecinde öldürülen çocuklardan hiçbirisinin faili bulunmadı.  

Gezi Parkı'nda mesele, şiddete karışmayanlara uygulanan şiddettir.

TÜRKİYE BİR ULUS DEVLET DEĞİL DEVLETİN ULUS YARATTIĞI BİR TOPLUM                                                       Biz temel hak ve özgürlükleri uygulamıyoruz. Bizde vatandaşlık kavramı yok. Bizde Müslüman, Türk ve Sünniyseniz vatandaşsınız. Bunlara da temel hak ve özgürlükler verilmiyor da, bunların dışındakilere hiç verilmiyor.

Kürt meselesini bir siyasi mesele olarak düşünmemek lazım. Türkiye Osmanlının bakiyesidir. Bir ulus devlet değil devletin ulus yarattığı bir toplumdur. Ondan sonra da bunu hukuksal açılımlarla olması gereken noktaya taşımamıştır. Bu da bir tepkiye neden oluyor.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlık kavramını hukuksal olarak hayata geçirmediği sürece, Sünni, Alevi, Türk, Kürt, Müslüman, gayrimüslim ayrımlarını devam ettirdiği vakit burada huzur olmaz. Buna tepki duyanları değil bu tepkiyi yaratan anlayışı eleştirmek ve kınamak lazım.

"HUKUKA AYKIRI DELİLLERLE SUÇ İSPAT EDİLEMEZ"                                
Prof. Dr. Ersan Şen - Ceza Hukukçusu

ÖNEMLİ OLAN ANAYASA YAPMAK DEĞİL UYGULAYABİLMEK             
1982 Anayasası'nın, askerin ürünü olduğu için güvenini kaybettiğinden, sürekli değiştiğinden, ayrıntıcı olduğundan kaldırılması gerekir. Ama anayasa asla herşey demek değil. İsterseniz en iyi anayasayı yapın kanunları eşit ve dürüst uygulayamadıktan sonra gerçek amacına hizmet etmeyecektir.


Türkiye'nin kısa ve öz, herkesin anlayabileceği, 20 maddeden ibaret bir anayasaya ihtiyacı var.

EN ÖNEMLİ SORUN SEÇİM SİSTEMİ                                                                    
En önemli sorun seçim sistemi. Anayasadan evvel seçim sistemi düzenlenmeli. Yüzde 10 barajının olduğu bir ülkede asla gerçek demokrasi yoktur. 

Mevcut sistem korunarak baraj kaldırılmalı ya da yüzde 3'e olmuyorsa da 5'e indirilmeli. Demokratikleşmenin ikinci yolu da ön seçim sisteminin gelmesidir.  Ben demokratileşme paketinde ilk etapta sadece ve sadece bunu görmek isterdim. Ama bunun yerine karmaşık bir sistem önerisi geldi ve ben bunun sonuca bağlanabileceğini düşünmüyorum. 

YA HUKUK DEVLETİ OL YA DA POLİS DEVLETİ                                      
Bizde kişisel verilerin toplanmasıyla ilgili bir yasal düzenleme yok ama bu verilerin toplandığını görüyoruz. Anayasada yasak olduğu halde bu yapılıyor. Mesela telefon dinlemeleri. Birçok insan dinlendiğine dair şüpheli. Demokratik, özgürlükçü toplumlarda asla, hukuk devleti bir kenara bırakılıp, polis devleti zihniyetiyle bakamazsınız. Ya tamamen öyle olup anayasana polis devletini yazacaksın ya da öyle olmayacaksın. 

DARBE KORKUSU BİTMEDİ                                                                              
AİHM'nin kararları nettir ve o kararlar bizi de etkiler; ' Eğer cebir ve şiddete başvurmuyorsanız, güvenlik kuvvetlerine taş vs. atmıyorsanız, o gösteride bulunmanız yasaklansa dahi size dokunulamaz.' Ama bu uygulanmıyor. Yunanistan  bizden daha karışık ama ordaki sonuçlar bizimki kadar vahim değil. O zaman bizde bir hata var. 

Türkiye'de darbe korkusu bitmemiştir. Böyle bir endişe var hala. Dolayısıyla gücü elinde tutan gücü kaybetmemek için elindeki kuvveti kullanıyor.

TÜRKİYE AFLAR ÜLKESİ                                                                                
Türkiye bir aflar ülkesidir. Hep bir af beklentisi vardır. Asayiş bakımından Türkiye'de insanların çıldırma noktasını 3. sayfa haberlerinde görürsünüz. Onun sebeplerinden birisi de hukukun yeterli caydırıcılıkta olmaması, insanların inanmamasıdır. Ceza aldım ama dava uzar 3-5 sene sonra da af çıkar kurtulurum anlayışıyla bakıldığında olmaz. 

HUKUKA AYKIRI DELİLLERLE SUÇ İSPAT EDİLEMEZ.                            
Türkiye'de hukuka aykırı deliller meselesi var. Yani siz hukuka aykırı  bir arama, dinleme vs. yapmışsanız, izinsiz dinlemiş, görüntüsü almışsanız, internette ne yaptığını takip etmişseniz, o kişinin suç işlediğini tespit etseniz bile, bu hukuka aykırılığın sonucundan yararlanamazsınız.  

Önümüzde Balyoz adında bitmiş bir dava var. Bu davanın esasını dijital veriler oluşturuyor. Dijital veriler, e-postalar elbette delil olur. Yeter ki hukuka aykırı yol ve yöntemlerle elde edilmesin.

Yargıda güç elimde diye, bana birşey olmaz zannetme. Bu bir bumerangtır. Çok tehlikelidir. 5 Temmuz 2012'de Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılma sebepleri demek istediğimi çok iyi anlatıyor.

2 YIL GİZLİ SORUŞTURMA MI OLUR?                                                      
Bazı soruşturmalar gizli. 1 yıl, 2 yıl gizli soruşturma mı olur? Ben savunma makamı olarak delile ulaşamıyorum. Temsil ettiğim insan tutuklu. Ve tutuklu insanlar kapalı ceza evlerinde kalıyor.

Özellikle savcılık soruştumaların beyni haline getirilmedikçe, adli kolluk teşkilatı kurulmadıkça, adli tıp kurumları geliştirilmedikçe, Türkiye özellikle ceza soruşturmalarında istenilen seviyeye ulaşamayacak. 

ANAYASA'DA DEĞİŞMEZ MADDELER OLMALI                                           Kendi adıma hazırlayıp sunduğum 20 maddelik anayasa çalışmasında değişmez maddelerin korunması gerektiğini düşünüyorum. Ama bu maddeleri anayasaya koyduğunuzda, vatan, millet bölünmezdir dediğinizde bunu sağlayacak toplumdur, millettir. Neticede oraya bunu yazmakla yazmamak arasında bir fark var mı derseniz bu tartışılabilir ama değişmez maddelerin neler olduğunu dikkate aldığımızda bunların orada özel olarak korunmasında da bir isabetsizlik görmüyorum.

GENEL AF ÇIKMAZ AMA KISMİ BİR AF OLABİLİR                                    
Genel af beklentisi var ama şu ortamda çıkma ihtimali yok. Mevcut davalar bitmeden de gündeme geleceğini düşünmüyorum. Bu beklentinin terkedilmesi lazım aksi halde hukukta istikrarı sağlamak da mümkün değil. Ancak yeni anayasa ile birlikte, yeni anayasanın şerefine kısmi bir af gündeme gelebilir.

BİR ÜLKEDE TEK RESMİ DİL OLUR                                                                                                                  Anadil tabii ki kullanılabilir. Bilinmelidir. Ama bir ülkede tek bir resmi dil olur ve herkes onu bilmek zorundadır. 

NİTELİKLİ HUKUKÇU YETİŞTİREBİLİYOR MUYUZ?                                      
Türkiye'de 75 hukuk fakültesi 32 ceza hukuku profesörü, 28 civarında anayasa profesörü var. Biz bu kadar hukuk fakültesini açıp hangi kalite ve nitelikte hukukçu yetiştirebiliyoruz. Sonuçta bu hukuk fakültelerinden bazılarını seçip, onlardan çıkanlar hakim, savcı, avukat olabilecek, diğerlerine siz yapamazsınız denilecek.   

ABBAS GÜÇLÜ ILE GENÇ BAKIŞ VİDEOLARI