Skip to main content
 

Prof. Dr. Kemal Gürüz Genç Bakış'a katıldı

30.09.2010 Perşembe 13:03 (Güncellendi: )

"Artık yeter bu huzursuzluk bitsin!"

Prof. Dr. Kemal Gürüz Genç Bakış'a katıldı

Abbas Güçlü ile Genç Bakış'ın dün gece İzmir Ekonomi Üniversitesi'nden ekrana gelen bölümünün konuğu YÖK Eski Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz'dü... Türban sorunundan, ÖSYM'de yaşanan krize, YÖK'ten, yükseköğretimin sorunlarına dek öğrencilerin birçok sorusunun yanıt bulduğu programda Gürüz'den dikkat çekici açıklamalar geldi....

PROGRAMI İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN!

İşte programın geniş özeti;

Prof. Dr. Kemal Gürüz

YÖK "türban yasağı"nı kafasından uydurmadı

- Türban meselesinde; "YÖK'te bir takım adamlar oturmuş bu kızlarımıza nasıl eziyet ederiz, kendi görüşümüzü bunlara nasıl empoze ederiz diye düşünüp böyle bir uygulama yapmaya karar vermişler" gibi bir imaj oluşturulmaya çalışılıyor. Böyle birşey yok. Hukuk devletinde yaşıyoruz. En başta Anayasa Mahkemesi'nin ve uluslararası hukuk mahkemelerinin kurallarına uymak gerekiyor. Anayasamızın 153. maddesinin son bendi çok açıktır; "Anayasa Mahkemesi'nin kararları, yasamayı yani meclisi, yürütmeyi yani hükümeti ve idareyi yani YÖK'ü bağlar" diyor. Beğenirsiniz, beğenmezsiniz bu çok açık bir hüküm.

- Anayasa Mahkemesi türban konusunda 1989, 1991 ve 2008'de olmak üzere 3 tane karar vermiş. Bu kararların hepsinde üniversiteye türbanla girmenin Anayasa'nın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddelerine aykırı olduğunu açıkça zikretmiş. Konu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gitmiş ve AİHM de böyle uygulanmasına karar vermiş. Yani YÖK'ün kafasından uydurduğu bir karar değil bu.

Artık yeter bu huzursuzluk bitsin

- Bu fay hattının ortadan kalkması gerek. Artık yeter, her dakika huzursuzluk, her konuda kamplara bölünmek bitsin. Bitmesi için böyle türban gibi konularda bir iklimin oluşması lazım. İnsan aklına dayalı pozitif hukuk vardır, bir de vahiy ile gelmiş şer-i hukuk vardır, o da uygulanmalıdır derseniz olmaz. Ait olmak iddiasında olduğumuz medeni dünyada bunlara yer yok. Önce sayın Başbakan'dan başlayarak o balkon konuşmalarının içini doldurup bir hoşgörü havasının oluşturulması, toplumun yumuşaması lazım. Tabii zaman alacaktır.

Elimden gelen herşeyi yaparım

- Ben türban sorununun çözülmesi için düşüncelerimi dile getirmek suretiyle elimden gelen her türü katkıyı yapmaya hazırım.

Üniversitede türban serbest bırakılsa, bu işin arkası nasıl gelecek?

- Türbana serbestlik getiren bir anayasal düzenleme yapılırsa o zaman üniversite bunu uygulamak mecburiyetindedir. Ama bu işin arkası ne olacak, nerde duracak, bu noktada toplumun ikna olması gerek. Yarın öbür gün devlet dairelerinde, özellikle mahkemelerde ve öğrencilerin zihninin yoğrulduğu mekanlarda sınıflarda dini simgeler baskı unsuru olacak mı, olmayacak mı? Bu konuda galibiyet-malubiyet durumu olmaksızın bir mutabakata varılması lazım. Biz batılıyız, batıda da esas olan dini inançları özel alanda herkesin dilediği gibi yaşayabileceği ama kamusal alanda insan aklının hakim olduğu, dine karşı hoşgörülü bir sistemdir. 80 bin camiide beş vakit namaz kılınan bir ülkede dine baskı oluyor demek söz konusu değil.

Sayın Gül, Demirel' e bakıp örnek alsın

- Sayın Demirel YÖK' e üye tayin ederken sadece ve sadece o kişilerin kendi alanlarında ne kadar temayüz etmiş olduklarına bakardı. Hiç kendi siyasetine uygun olsun, benden olsun diye hareket ettiğine şahit olmadım. İnşallah Sayın Gül de Sayın Demirel gibi davranır. Demirel bu işleri nasıl yapmış inceleyip örnek alırlarsa problemler büyük ölçüde ortadan kalkar.

Atatürk olmasa bu topraklarda ezan sesi duyulmazdı

- Şunda hem fikir olmak gerek Atatürk ve silah arkadaşları olmasaydı, bugün bu topraklar üzerinde ne ezan sesi duyulurdu, ne Türk bayrağı dalgalanırdı. Biyolojik olarak var olabilirdik ama bize empoze edilen inançlar başka olabilirdi. Bir kere hepimiz Atatürk ve silah arkadaşlarına sonsuz sevgi, saygı ve minnetimizi dile getirmek konusunda samimi olarak anlaşmak durumundayız. Bunun başka yolu yok.

ÖSYM'ye sahip çıkmak gerek

. ÖSYM şu anda çok zor bir dönemden geçiyor. Hepimize düşen bu kuruma yardımcı olmak. Ben de her türlü yardıma hazırım.

. ÖSYM'de bugün yaşanan sıkıntılar yeni değil. Uzun zamandır "geliyorum" diyordu. ÖSYM 1974'te ilk kurulduğunda sadece üniversiteye öğrenci seçmek için kurulmuşken, sonraları sürekli TUS, ALES ve kurum sınavları gibi sınavlarla üzerine yükler bindirildi. Yılda 50-60 sınav yapar hale geldi. Fakat mali mevzuatı ve personel mevzuatı bu yükü kaldırılacak şartlara uydurulamadı. O yüzden kimseyi suçlamamak gerek.

YÖK günah keçisi haline getirildi

. YÖK günah keçisi haline getirilmiştir. Rakamlara baktığınızda Türkiye yükseköğretim alanında büyük gelişmeler kaydetmiştir. Ben YÖK'ün mutlaka kalmasını fakat yapısının radikal bir şekilde değiştirilmesini savunuyorum. YÖK'te akademik ünvanlı kişiler azınlıkta olmalı ve mümkün olduğu ölçüde başarılı rektörlük yapmış olanlardan seçilmeli, üyelerinin çoğunluğu ise toplumda temayüz etmiş üniversite mensubu olmayan kişilerden oluşmalı ve geniş mali yetkilerle donatılmalı. Rektörlerin öğretim üyeleri tarafından seçimle gelmesine şiddetle muhalifim.

İki basamaklı sınav sistemi yanlış

- Üniversiteye girişte daha önce benim kaldırdığım ve bu yıl yeniden getirilen iki basamaklı sınav sistemi tamamen yanlış.

"Kıbrıs vurgunu" haberi alçakça bir yalan

- 10 yıl olmuş ben ayrılalı. Hala gazetelerde benim hakkımda haberler var; "Kıbrıs vurgununun altından Kemal Gürüz çıktı" diye. Tamamen yalan. Hatta şerefsizce, alçakça söylenmiş bir yalan.

Katsayıları kafadan atarsanız olacağı budur

- Katsayıları kafadan atmaya kalkarsanız olacağı budur. Katsayıların getirilme sebebi lisans programlarının temelini teşkil eden  temel konuların değişik lise türleri içindeki ağrılıklarının müşterekliğidir. Yani bir bilimsel esası vardı.

1999'da sınavı iptal etmekten başka yapacak birşey yoktu

 .  1995 ile 2003 arasında YÖK başkanıyken bize intikal edip de gereği yapılmayan hiçbir olay olmamıştır.

. Ben de 1999 yılında YÖK Başkanı iken üniversite sınavından bir gün önce akşamüstü bir telefon almış ve 216 merkezden bir tanesinde bir soru kitapçığının çalındığını öğrenmiştim. Ve sınavı iptal ettik, yapacak birşey yoktu. Bir sürü laf işittik. Ama bunlara kulak asmadık.

Türkiye'nin en iyi üniversitesi ODTÜ

. Bana göre ODTÜ Türkiye'nin en iyi üniversitesidir. İTÜ'nün yeri ise çok ayrıdır. Türk milletinin, milletleşme sürecine çok önemli katkılar yapmıştır. Lisans programları konusunda da tereddütsüz en iyi  Sabancı Üniversitesi derim.

Devlet üniversitelerine haksızlık yapılıyor

. Devlet üniversiteleri sistemin esasıdır. Ama özellikle mali ve idari bakımdan devlet üniversitelerine haksızlık yapılıyor. Bugün rektörlerin yetkisi çok deniyor ama hiçbir yetkileri yok. Mali bakımdan Türk yükseköğretim sistemi maalesef Maliye Bakanlığı ve Devlet Planlama Teşkilatı'nın boyunduruğu altındadır. Bütün bu boyunduruğa rağmen devlet ünversiteleri büyük işler yapmışlardır.

Çoktan seçmeli sınavlar kaldırılmalı

- Üniversite ve istihdam ilişkisi Türkiye'nin çok ciddi bir sorunudur. Ama insanların üniversite mezunu olmalarının bir eksisi de yoktur. Bu bir katma değerdir. Üniversite mezunu olmasa iş bulabilecek miydi?

- Türkiye'de ortaöğretimden yükseköğretime geçişte çok büyük problem var. Problem test usulü sınavlarla bilgi ölçmeye çalışmakta. Türkiye'de dershane sektörü ve çoktan seçmeli test sınavlarının yarattığı yanal tahribat çok büyüktür. Öğretmenin verdiği notlara ve eskiden olduğu gibi lise bitirme sınavı türü uzun cevaplı sınavlara dayalı bir sistem geliştirilmeli. Test usulu sınavları da sadece muhakeme yeteneklerini ölçen bir sınav halinde kullanmak lazım. Ben bunların hepsi ile uğraşmış ve ağır bedeller ödemiş bir insan olarak bilgi ve tecrüblerimi milletimizin hizmetine vermeye hazırım.

 

Benzer İçerikler